31 Aralık 2012 Pazartesi

*****MUTLU YILLAR*****

Aman Tanrım neredeyse bloguma bir yılbaşı postu girmeyecektim!
Efendim bu sene benim için bayağı bir felaket oldu.
Derslerime odaklanamadım, beni özellikle mutlu eden bir durum olmadı. Üstüne yazın trafik kazası geçirip, kolumu kırdım(sanki bilerek yaptım!), artık hayatım boyunca taşıyacağım kocaman bir ameliyat izim var, ne hoş!!! Kolumdaki platinde cabası!
Üstelik daha iki hafta önce tüm ganimetim(bilgisayarım, ipad 3 üm(ailemin kolu kırık kıza hediyeleri -idi-:)), lab defterim, usb, anahtarım...) daha da önemlisi içlerindeki belgeler, tüm o resimler, videolar, anılarım :( Gitti!
Çalındı !

Şimdi gören diyecek ne hüzünlü bir yılbaşı postu bu ama ne yapıyım, bu yılı düşününce...

Kusuruma bakmayın, bunları hatırladıkça, 2013'e daha bir umutsuz bakmak yerine daha fazla umutlanıp, hadi canım daha fazla başıma ne gelecek yapma Allah aşkına deyip(ki aslında bu cümleyi kurmaktan nefret ederim) mutlu bir yıl geçirme isteğim artıyor.

Bu sebeple kiiiii
Hepinize mutlu, huzurlu, sağlıklı, sevdiklerinizle beraber nice nice nice güzel yıllar dileğimi daha bir içten yapıyorum ve Frank Sinatra'nın Christmas songs albümüyle baş başa bırakıyorum...
MUTLAKA DİNLEYİN, PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ :)


MUTLU YILLAR :D

22 Aralık 2012 Cumartesi

ÇEKİLİŞE DEVAM

Bakın daha neler varmış :)






ÇEKİLİŞ ZAMANI

Aman tanrım okul tatil olduğundan beri bloğuma uğramamışım, utanç içerisindeyim. Okulda bir dönemi daha  bitirmek üzereyim, şu an finallerime hazırlanıyorum(daha doğrusu hazırlanacağım inşallah :)) o yüzden bugünkü posttan sonra yarı yıl tatiline kadar bloğuma uğramayabilirim, ama dönüşüm muhteşem olacak :)

Dönüşümün sebebi bloglarda gördüğüm inanılmaz çekilişler oldu.
Bakalım neler varmış...

Öncelik uzun zamandır takip ettiğim ve ettirdiğim Serrose'nin bloğunda;
http://yolunneresindeyim.blogspot.com/2012/11/tesekkur-ederim-cekilisi.html#comment-form
linkinden şahane hediyeleriyle Serrose'nin teşekkür çekilişine gidebilirsiniz.
 2. çekiliş Cosmokedi'den hediyelerine bayıldım. Bu çekilişe katılmak için; http://cosmokedi.blogspot.com/2012/12/cosmokedi-1-yasn-kutluyor.html

Çok iyi değil mi?? :)


3. çekiliş ..trend Pınar'ı.. ndan geliyor. Onunda harika hediyeleri var; http://trendpinari.blogspot.com/2012/12/yeni-yl-hediyem-body-shoptan-guzelligin.html
Pınar'dan bodyshop hediyeleri...

Şimdilik bu kadar hadi darısı başımıza :D

2 Haziran 2012 Cumartesi

TaTaTa TATİİİİİİİİİİİİL :)


Merhabalar efenim,
Yaz okulum başlamadan önce son bir minik tatil girişiminde bulunup annecikimle Balıkesir, Altınoluk'a doğru uzanıyoruz yarın gece. Beş günlük bir deniz, kum, güneş üçlüsüyle yapacağımız dansın ardından geri geri önce İstanbul'a oradan da dosdoğru Ankara'ya şutlanacağım. Bavulu topladık sayılır lakin benim için mühim olan bir şey var ki, o işi bir an önce halletmeliyim.
Yanıma hangi kitabı ve ya kitaplarımı alacağım!!!!
Evet efenim mühim olan bu, başka ne olabilirdi ki?? :)
Şahesen P.C. Cast'ın Tanrıça Serisinden bir kitap almak istiyordum yanıma ama kitapçıya gitme fırsatı bulamadım :( Bu sebeple yarım kalmış (evet, öyle berbat bir huyum var) kitaplarımdan bir, iki götürüp bitireyim dedim. Henüz karar vermedim ancak tatil dönüşü hemen paylaşmak istiyorum.

Bu arada son zamanlarda ölüp biterek izlediğim dizim New Girl ile ilgili yazdığım gazete yazsını okumak için lütfen tık tık!!!

Son olarak, çok yakın bir zamanda keşfettiğim bir youtube grubunun orjinal şarkısını paylaşmadan gitmeyeyim. Grubun adı Cimorelli. 6 kız kardeşten oluşan bu grubun çok güzel coverları var, bu da orijinal şarkıları Million Bucks.
P.S: Aslen 11 kardeşler ve hepsinin inanılmaz müzikal yetenekleri var, keşfedilesi!!!


15 Mayıs 2012 Salı

Mino'nun Siyah Gülü


GazeteBilkent'te bugün çıkan yazım, buradan okuyabilirsiniz...

Ve kitabın yazarı, Ezginin Günlüğü'nün eski solisti Hüsnü Arkan'ın Deniz Gezmiş'e ithaf ettiği 5 Mayıs isimli şarkı, tekrar tekrar dinleyeceğinize eminim!


8 Mayıs 2012 Salı

Hayao Miyazaki - Animenin Ustası


    Uzun zamandır bir fizikçi olmanında getirdiği sıkışık yaşamımdan dolayı blogumu hiç kullanamadım. En azından sizinle uzun zamandır paylaşmak istediğim ve GazeteBilkent'te çıkan Hayao Miyazaki yazımı yayınlamak isterim. Lütfen okumadan geçmeyin, Teşekkürler...
    Buradan okuyabilirsiniz...

12 Nisan 2012 Perşembe

AZ - HAKAN GÜNDAY


GazeteBilkent'te çıkan ikinci yazım Az sizlerle....
Buradan bakabilirsiniz...

2 Nisan 2012 Pazartesi

Pink Martini


Böyle ders çalışırken insanları hayalden hayale sürükleyen, tatile çıkma isteğimi depreştiren çok sevgili şarkı....
Je Ne Veux Pas Travailler 


31 Mart 2012 Cumartesi

Açlık Oyunları Başlasın

  Gazete Bilkent'de ilk yazım çıktı!

  

Buyurun buradan okuyabilirsiniz,
İyi okumalar...

25 Mart 2012 Pazar

Mazhar Alanson - Bir Sonsuz Yağmur Yağsa

   Çok yorgunum, biraz önce tenis kursundan geldim(çok zevkli bir şey bu tenis) ancak essay yazmam lazım yaklaşık 1500 kelime civarında. Dışarıda böylesine güzel bir hava varken çalışma odasına tıkılıp, bio fuels üzerine essay yazmak insanın en son isteyeceği şey olsa gerek...
    Bu sebeple ben de sıkıntımı iki gündür takıntılı olarak dinlediğim MFÖ İLE ATIYORUM. Ve sakın beni yargılamayın ama ilk defa dinlediğim Mazhar Alanson'un Bir Sonsuz Yağmur Yağsa şarkısına bayıldım. Bir essay arasında sizlerle paylaşayım dedim. Keyifli pazarlar...


24 Mart 2012 Cumartesi

Yaşamaya Dair...

   Sizleri başlığımla kendime çekip, uzun zamandır blog yazamamamın acısını çıkarmak için  buradayım, yazının uzunluğu hakkında bir fikrim yok zira çok çalışarak çok beter bir midterm sezonu geçirdim. Yine! O yüzden en kısa zamanda kendime gelip, hiçbir zaman dur durak bilmeyecek çalışma maratonuma dönmeden önce içimi dışımı dökeceğim :)

   İki haftadır bir kelam yazmamışım buraya oysa ne de dolu dolu geçmişti günlerim...

    Mesela hayatımda ilk defa operaya gittim geçenlerde; Ankara Devlet Opera Ve Balesi tarafından sahnelenen "Evlilik Senedi" isimli güldürü içerikli bir operaydı. Öncelikle Resim Heykel Müzesinin hemen arkasında bulunan Operet binasını bulduktan sonra, opera salonuna aşık olma seansımı da atladık mı operayı sevdim mi sevmedim mi anlayamadım. Belki aralarda sıkılmış olabilirim ama bu demek değil ki operaya lanet okudum, hiç beğenmedim, belkide yanlış bir tanesiyle başlamışımdır. 



   Operanın yanı sıra iki müthiş insanın konferansını izleme fırsatı buldum; Müjdat Gezen ve Uğur Dündar. Benim de bir üyesi olduğum Bilkent Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğunun katkısıyla üniversitemizde birer konferans verdiler. Müjdat Gezen konferansı oldukça trajikomikti. Uğur Dündar'da ise ağlamamak için kendimi zor tuttum, kendisine küçüklüğümden beri hayranımdır. Kendisini her zaman örnek almışımdır. O da Star tv den nasıl ve neden ayrıldığı başta olmak üzere bir çok değişik ve şaşırtıcı anısını anlattı. Ama konferansının bir kısmını laba gitmek zorunda olduğum için izleyemedim, yalnız salondan ayrılırken ondan aldığım gazla ders çalışma aşkıyla doldum (enteresan yan etkileri var :))

Müjdat Gezen'in arkasındaki bücür kırmızılı ben oluyorum :)


   Başka başka şöyle bir ajandama baktım da eve gittim ben :) İSTANBULUMA :) Çooooook özlemişim canım anneciğimi, babimi, İstanbul'u... Orda da Miniatürk'e gittik hep beraber, enfes İstanbul bahar havası aldık, annecikimle alışveriş ettik, ailecek klasik İkea günleri yaşadık...

Ankara'ya dönüşte annemin elinde yine telefon beni yollarken bile fotoğraf çekiyor :)


   Bu arada Gazete Bilkent'e katıldım bundan sonra artık orada yazacağım, demiş miydim? Kültür Sanat bölümündeyim demiş miydim? İlk yazım dün gittiğim Açlık Oyunları filmi hakkında! Demiş miydim?(iyice Peyami Safalaştım Türçecinin dilekleri yerini buldu :) ) www.gazetebilkent.com a bir gidip görelim lütfen...
    
   Bu arada bir sürü kitap ile münasebetim oldu. Onları da gazetede yazma hayallerindeyim...


Hakan Günday'dan Az, çok beğenerek okuduğum bir kitaptı, daha sonra gazete yazımı burada da paylaşacağım!


Çifte Tehlike ise Osman Aysu'dan okuduğum ilk kitaptı. Bu kitabı bir gün İngilizce sınıfında sıraların birinin üzerinde buldum. Edebiyat Topluluğu tarafından kampüsün çeşitli yerlerine dağıtılmış 25 kitaptan biri. Kitabı okumayı bitiren yine aynı şekilde kampüste herhangi bir yere kitabı geri bırakmalı, bende hafta içi uygun bir yere bırakacağım. Arka Sokaklar tadında bir kitaptı, ben beğendim...


Şimdi de Hüsnü Arkan'dan Mino'nun Siyah Gülünü okuyorum, şimdilik çok güzel gidiyor...


Dün yine dayanamayıp sinema öncesi D&R a daldım ve Turgut Özakman'ın son kitabı Çılgın Türkler Kıbrıs'ı aldım. En kısa zamada onu da okuyacağım.



Ve bugün yine dayanamayıp Olgunlardan aldığım Suzanne Collins'ten Açlık Oyunları ve Ateşi Yakalamak!

Yapmam gereken çooooooook iş var şimdi bende ders görev biter mi? Belki uzun süre yine giremem o yüzden başlıkta söz verdiğim üzere sizleri Nazım Hikmet'ten Yaşamaya Dair ile bırakıyorum, iyi seyirler...










11 Mart 2012 Pazar

Geç Kalan 8 Mart Yazısı ~ Doğum günüm

  8 Mart yazısını ayın 11'inde girmek pek akıl kârı değil ama, bloğumun ilk yılından hem Dünya Emekçi Kadınlar Gününü hem de Doğum Günümü elverişsiz ders çalışma koşulları sebebiyle atlamak istemedim.

   Evet, 8 Mart tüm kadınların günü olması yanı sıra benim doğum günüm ve sizlere ne kadar güzel bir doğum günü geçirdiğimi ve muhteşem arkadaşlara sahip olduğumu anlatmak için sabırsızlanıyorum. Aslında şu an bile çalışmam lazım ancak kahvaltıdan bozma öğle yemeğimi yerken bu yazıyı yazmaya fırsat bulabildim. 
   
   Benim canlarım o kadar güzel bir şey yaptılar ki :D Böyle bir sürü bir sürü çikolata alıp paketleyip tanıdığım tanımadığım insanlara verip, onlara "Doğum günün kutlu olsun, bir dost" dedirterek bütün gün ağzım kulaklarımda dolaşmamı sağladılar.

İşte doğum günümün ilk ganimetleri. Bunların hepciği şu mavi pakette gördüğünüz gibi paketlenmişti.
Şirincik aslında Kinder Süprizden çıktı ancak ben dayanamayıp onu yedim :) Kelebekli küpelerim nasııııl?


   19. yaşıma girdiğim bu doğum günümde toplam 4 pasta kestim daha haftaya eve gidip pasta kesme maratonuna orada devam edeceğim :)  Gel gelelim bir kitap kurdunu çılgına döndürebilecek doğum günü hediyelerime!!

En yakın arkadaşım Tayfun'dan taaa Trabzonlar'dan gelen Mino'nun Siyah Gülü ve şirin ayıracım; aynı zamanda canım benim Gizemcim'den Küçük Düşler Büyük Umutlar... Bir insan bu kadar mutlu edilir :) Tekrar çok teşekkürler gençler :)


Bu da Özgecim'den Bursa'dan bir hediye :) Sanırım Vosvos koleksiyonu yapmaya başlıycam bunlar çok tatlı zira...


Veeee büyük bomba! Deliler gibi istediğim Tudem Yayınlarından Merlin'in Büyü Bilimi Kitabı!! Şu güzelliğe bakın :)





Bu kitabı ve diğerlerini okudukça uzuuun uzuuun anlatacağım :) Tüm Şirinciklerime Elifnur'a, Nazan'a, Özge'ye, Ömer'e ve Mert'e çok çok çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız gençler...

Günün anlam ve önemi için MFÖ'den Hep yaşın 19...



29 Şubat 2012 Çarşamba

KıYaMeT aLaMeTlErİ VoL.1 -BİLKENT TATİL

   Olmaz olmaz dediler, ammaaaa oldu :) Bilkent Üniversitesi yoğun kar yağışı nedeniyle tatil edildi!


Gördüğünüz bu manzara Ankara'ya her kar yağışında Bilkent'in kampüsten halleri...
Tabî bu; fırtınadan, tipiden sonraki masumane hali! Birde bunun servis kalkamadı okulda kaldık ama olsun DERS ÇALIŞMAYA DEVAM halide var!



Bu hali anlatabilmenin en iyi yolduda sevgili rektörümüz Abdullah Atalar vs. Kar tatili tweetlerinde saklı!
Bakınız seçmece bunlar, hiçbiri yalan değildir(maalesef!) 



Daha nice örnekleri var ama benim biraz facebook karıştırmam lazım sabah sabah lüzumu yok :) Zira tatildeyim canlar.

Yurt odamdan muhteşem görünen, ancak dışarı çıkamayacağım kadar korkunç(ne demek istedin senler için) kar manzarasıyla tüm Bilkent'e ve Ankara'ya gelsin...





28 Şubat 2012 Salı

!Meşgul Adam!

  O benim!
  Hani o meşgul olan var ya!
  İşte o benim :)
  Plan program yapmayı çok severim. Bazen böyle android gibi, kurulu bir düzende yaşamak insanı boğsa da, plansız programsız hayatım daha da bir çıkmazda olurdu. Sadece bu hafta için bile, yapılacak yığınla şey var ki; ve ben sadece 1. sınıf bir fizikçiyim! (!) :)
Karşınızda sadece bu haftalık planım;


Pazartesi(her ne kadar geçmiş olsa da): 
9:40-10:30-Eng102(görüp görebileceğiniz EN sıkıcı ders!)
10:30-Kargo gönder(Sevgili Gizem'in kitaplarını gönderdim ki :)
13:40-17:30-Cs111 Laboratuvarı(Kopyanın ve iş birliğinin kralı!)
17:40-GÖREP toplantı(Görme Engelliler Eğitim Projesi, bunu daha sonra uzuun uzuun anlatacağım)
19:00-22:30-Chem102-Tekrar!
22:30-23:30-Köfteci Esat :)


Salı:
9:40-Cs111
10:40-12:30-Chem102
12:30-13.30-Öğle yemeği
13:30-17:30-Mat114 Homework ve Mat114 Quiz çalışma!
17:40-ADT tanışma toplantısı(yoğun kar yağışı nedeniyle az önce ertelendi!)
Günün geri kalanı-Mat114 Quize hazırlık+ HW+Turk102 HW(moodle!)+ Eng Essay'e hazırlık!


Çarşamba:
8:40-10:30-MAT114
10:40-11:30-Eng102
11:40-12:30-Library Visit
12:30-13:30-Öğle yemeği+ Alınacak Çıktılar!!
13:40-15:30-Turk102
17:40-Gazete Bilkent Tanışma Toplantısı!
Günün geri kalanı- Bir ara Mat Quiz+ Eng Essay+ Mat Hw+Chem102 tekrar!


Perşembe:

8:40-10:30-Eng102
10:40-11:30-Cs111
12:40-Müjdat Gezen Konferansı(Görevliyim!)
16:40-Phys122
Günün geri kalanı-Chem102 Lab Quiz'e çalışma+ Mat114 Hw


Cuma:

8:40-10:30-Chem102
10:40-11:30-Mat114
12:30-Uğur Dündar Konferansı(Görevliyim!)
13:40-Chem Lab Quiz
Günün geri kalanı-Chem102 çalışma!


Cumartesi:
Günün geri kalanı-Chem102 Çalışma!!!!(PAZARTESİ CHEM102 MİDTERM VAR!)


Pazar:
14:00-Tenis
Günün geri kalanı-Chem102 Çalışma!!!!(PAZARTESİ CHEM102 MİDTERM VAR!)


Nasıl program ama ??? :D

Daha 1 marta kadar yazmam gereken dergi yazım var ve ben bu arada ne blog yazabileceğim ne de kitap okuyabileceğim. Uykusuz geceler bekleyin geliyorum :(








25 Şubat 2012 Cumartesi

Arkadaş Kitabevi ~ The Artist

  Güne yaklaşık 13.30 da gözlerimi açtığım güzel cumartesimden bahsedeyim sizlere...
Evet, dediğim gibi saat 13.30 da kalktım, böyle ölü gibi uyuyup bütün günü kaçırdığımda çok kötü hissediyorum :( Amma ve lakin günün geri kalanı bu ayıbımı çok güzel örttü. 
  2.40 ta ki servisle ben ve Ng'm Kentpark ve Cepa'ya doğru yola koyulduk. İlk durağımız Decathlon'da yarınki tenis dersimiz için raketlere bakındık. Daha yeni başlayacağım için çok büyük bir miktar vermek istemiyorum ama raketin dandik olmasını da istemiyorum. Bu sebeple normal fiyatlı bir Wilson ve adını şu an hatırlayamadığım(sanırım A ile başlıyordu) ama bayağı uygun bir raket arasında kalıp, tenis hocama sormadan raket almamaya karar vererek oradan ayrıldık.


Baktığım Wilson buydu, daha yeni başlayacağım için raketler hakkında bir bilgim yok, yardımcı olabilir misiniz? Uygun fiyatlı, yeni başlayan birisi için, kalitesiz olmayan bir şey arıyorum! (Çok şey arıyorum :) 


  Raketlere göz atma işimiz bittikten sonra kendimizi Arkadaş Kitabevine attık, Kitaplaşalım mı etkinliği için Gizem'e kitaplarını almaya...
  Gizem'e hangi kitapları aldığımı söylememek için kendimi zor tutuyorum şu an :) Umarım beğenir kitaplarını :)
  Tabi ben Gizem'e kitap almakla yetinmedim kendimde boş durmadım! Turk102 dersi kapsamında okumamız gerek Nazım Hikmet'in Son Şiirleri'ni aldım.


  Asıl bahsetmek istediğim şey ise "Kitap Okuma Şeridi"
Arkadaşlarımın Dost kitabevinde gördüğü ve benim deli gibi Dost dışındaki tüm kitapçılarda aradığım(Dosta gitme fırsatım olmadı!) Kitap Okuma Şeridini almayı çok istiyorum. İşe yarar mı yaramaz mı bilmem ama fiyatınında oldukça uygun olduğunu bildiğim için, cidden çok pis istiyorum. Ranzanın üst katında yattığım için; eğer oda arkadaşım uyuduysa ve ben hala yatağımda kitap okuyorsam ranzadan inip ışığı kapatmak zorunda kalmak istemiyorum!


İşte istiyorum da istiyorum diye tutturduğum kitap okuma şeridi :)
  Gelelim günün bir diğer güzel olayına, çok çok çok beğenerek izlediğim film The Artist'e...


  Son zamanlarda izlediğim en kaliteli film olan The Artist(The koymaktan yoruldum bundan sonra Artiz diycem :) 10 dalda Oscar'a aday!


  Film bir sessiz sinema oyuncusunun; sesli filmlere geçişe karşı çıkıp, değişen hayatını anlatıyor. Ama asıl bomba bu değil; filmin tamamı siyah-beyaz ve sessiz çekilmiş, insanlar sesli filmlere geçse dahi biz de kahramanımız ile birlikte filmimizi sessiz olarak izliyoruz. Arka planda birçok klasik müzik eseri eşliğinde...

Bu sahneye çok güldüm ya :) Sessiz filmin duyguları çok çıplak bir şekilde anlatabildiğini gösteriyor!


Burada çok fazla şeyden bahsetmek istemiyorum, zira yarın sabah kalkıp Artiz üzerine bir ödev yazacağım!

uzun metrajlı film Fransa . Tür: Romantik , Dram , Komedi
Süre: 100 dk Yapım yılı: 2011
Dağıtımcı: Tiglon 
Özet: 1920'li yılların sonunda Hollywood sinema sektörünü kökünden değiştirecek 'teknolojik' bir devrim yaşandı. Ses, "henüz hiçbir şey duymadınız" repliği ile film pelikülüne bir daha hiç ayrılmamak üzere girdi. Fakat sinema sektöründe yaşanan bu devrim boyutundaki bu değişim pek çok insanın mesleğini ve kariyerini de derinden sarstı.

Dönemin en karizmatik aktörleri arasında yer alan George Valentin (Jean Dujardin) de sesin beklenmedik biçimde sinema perdesine yansımasından payına düşeni alıyor. yanı başında boy gösteren taze ve güzel oyuncu Peppy Miller'ın ise aklı fikri şöhrette.

2011 Cannes Film Festivali'nin en gözde yapımlarından olan The Artist, başrol oyuncusu Jean Dujardin'e George Valentin performansı ile "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazandırdı. Film sinema sanatının sessiz dönemine bir saygı duruşu niteliğinde diyalogsuz, sessiz, siyah-beyaz ve saniyede 22 kare ile çekildi. Altın Palmiye adayları arasında da olan filmin yazarlığını ve yönetmenliğini ise Michel Hazanavicius üstleniyor.
  İşte böylee... Ama durun bu kadarla da yetinmedim! Kendime geçen dönemden beri istediğim bordo Amerikan Futbolu tarzı (o nasıl bir tarz be!) bir ceket ve maviş oje aldım :) Hihiii yaşasın ALIŞVERİŞ !!!







İYİ GÜNLER....
                                 



Gitmeden bunu sizlerle paylaşmazsam ayıp ederim, günde ortalama beş kere falan açıp dinliyorum, beğenmeyen beğenmedim desin (sıkıyosa :D )









23 Şubat 2012 Perşembe

MİM VAR DEDİLER GELDİK :)

  Bugün sevgili Lavinia beni mimlemiş, blog camiasındaki :P ilk mimim o yüzden gecenin bir yarısında bile olsa cevaplamadan yatmamaya kararlıyım :)
  

1- En sevdiğin şeyler nelerdir, nelerden hoşlanırsın vb?

 Bunun üzerine ciddi ciddi bir liste hazırlamayı düşünüyordum ben de çok güzel denk geldi, evet liste severim ne olmuş :P
  Bakalım bakalım, en sevdiğim şeylerin başında KİTAPLAR gelir, şaşırtıcı değil biliyorum :) Kütüphaneler gelir, kitapçılar gelir, Taksim'in yandığımın sahafları gelir... İstisnasız, toleranssız!
  GLEE! Aklıma bir an gelmedi şaşırdım, dünyada kendini kanıtlamış, gerek işlediği konular gerekse inanılmaz güzel müziklerle baş tacıdır Glee, candır!
  Soruya dönüp bir daha baktımda, nelerden hoşlanırsın; valla süprizlerden hoşlanırım, hediyelerden mesela :) (doğum günümde yaklaşıyor hele daha bir çok hoşlanırım:) )
  Kitapların altına yazmayarak ayıp etmişim ama Yemek yemeyi çok pis severim, sırf keyfime yerim yani :) Yemekhaneden çıkarım çalışma odasına gider bir de pizza sipariş ederim. Sonrası acı ama ben yine de yaparım :)
  İstanbul'da sahil boyunca arabayla gezmeyi severim. Ailecek fırsat bulduğumuzda Avrupa Anadolu geziyoruz İstanbul'u.(bak bak kafiyeye bak!)
  Şu an aklıma bir şey gelmemesi saçma ama bu kadar oldu şimdilik ne yapalım :)


2- Bilgisayarda vaktini neler yaparak geçirirsin?
  Bir yanda müzik veya dizi açık, facebook a takılır, maillerimi kontrol eder, blog blog gezer, azcık 9gag turu atar, hepsini bir arada yürütmeye çalışırım. Zira hayat kısa arkadaş...
  Bir de ödevler, MIT den ders videoları, araştırmalar... Boş değilim ben!(bu cümleyi yazdıktan sonra geri silmek istemedim, ama nasıl bir şeydir bu?)


3- En sevdiğin filmler nelerdir, veya izlediğin ve hafızanda kalan veya kesinlikle izleyin dediğiniz?
  Mamma Mia! Hani abartırlar ya bu filmi 20 kere izledim diye, ben işte Mamma Mia'yı 20 den fazla izledim. Ne zaman üzgün veya hasta olsam, sıkılsam, moralim bozulsa açar izlerim, o güzelim Yunan adalarının beyazlı mavili evlerine, parıldayan denizine, ABBA'nın keyif verici şarkılarına ve Meryl Streep'e biterim ben :) Yaşlanınca onun gibi olsam ne olur ki? 
  Starwars! Başka söz beklemeyin! 3D liside geldi artık daha ne duruyorsunuz ki??
  Breakfast at Tiffany's- Audrey Hepburn'e bayıldım ben!
  Ölü Ozanlar Derneği(kitabını bir şeyler hissetmek istediğimde alırım, okurum, uyurum, tabi büyük ihtimalle ağlamaktan pörtlemiş gözlerle)
  Harry Potter :)
  Hayao Miyazaki animeleri...
Valla ben film izlemeyi çok seviyomuşum ki :)


4- Şu sıralar almak istediğiniz şeylerin listesini yapsanız bunlar neler olur?
  Bu cumartesi alışveriş zamanı!!! HERE COMES THE LIST;
Tenis raketi ;)
Kitap, kitap, kitap...
Kart
Sweatshirt
Eşofman
Ne bulursam o...


5- Şu sıralar en çok dinlediğiniz şarkılar? 3 tane
3 mü? :(
Ben Glee'den sapıtıcam yine;
Highway to Hell - AC/DC 
Moves Like Jagger- Maroon 5
Glad You Came- The Wanted


Bu sorulara oturup düşünüp uzuuuuuun uzuuuuuuun cevap vermeyi çok istedim ama kimseyi sıkmayalım, hem yarın 2 Quizim, 1 Labım var toplam 8 saat :(


Bende o vakit mimledim mimledim Sevgili Gizem'i ve Çikolata Kutusu'nu mimledim :)   


                                                HADİ BAKALIM SIRA SİZDE :)






  

20 Şubat 2012 Pazartesi

Kitaplaşalım mı? Kitaplaşalım :)

  Kitaplaşalım mı? demiş arkadaşımız Dilara, dedim elbette :) Seve seve, tabikisi :)
Bu etkinliği gördüğümde çok pis mutlu oldum, kitapseverlerin sırıtışlarını gördüm ciddi ciddi :) Bakın ben de hala sırıtıyorum :D

  Şimcik biz katılımcılar birbirimize kitap göndereceğiz. Eğer bu etkinliği şimdi duyuyorsanız, kusuruma bakmayın katılım sona erdi, hatta kimin kime kitap göndereceği belirlendi bile! Özür valla :( Çok pis yoğundum, cumartesi akşam 7 de başlayan pazar sabah 4.30 da sona eren bir matematik maratonu yaşattım kendime! Ya yaaa!
  Bu arada ben ve sevgili Gizem de çekilişte birbirimize çıkmışız. Ona ne göndereceğim konusunda hemen bir şeyler düşünmem lazım! Heyecan yaptım :) Acaba ben ne alacağım, aslında ben isteklerimi yazmıştım ama Gizem beni şaşırtsa da olur ki!
  Bu arada sevgililer günü geçmiş olsa da Glee'nin Hearts isimli bölümünden bir performansla iyi günler dilerim...

                                            STEREO HEARTS

                  

18 Şubat 2012 Cumartesi

DEATH NOTE & SUPERNATURAL


AC/DC Highway To Hell
   Okulumuzda çok sevdiğim bir etkinlik var. Çoğu kulüp arada sırada sinema gecesi düzenliyor. Cuma akşamından cumartesi sabahına kadar belli bir konseptte seçilen filmler, diziler ya da animeler gösteriliyor. Ben daha önce How I Met Your Mother, Rejim Değişimini konu alan filmler (Persapolis, Goodbye Lenin vs.) Tim Burton filmleri, Dans filmleri ve Godfather gecelerine gitmiştim. Hiçbirinde de sabah kadar dayanamadım ama sanırım Godfather da sabah 5 e kadar durarak rekor kırdım :)
  Dün gecede Death Note anime gösterimindeydim. Daha önce anime izlemişliğim var ve Death Note ta çok sık duyup hep izlemek istediğim bir anime olunca durmadım, gittim. Gece ikide uykum yokken ve gayet mutlu mesut izlerken dönmem gerekti ancak tek sebebi erken kalkıp çalışmam gerektiğiydi(Mö mÖ ben :) )

Soldaki Kira, sağdaki L(psiko ya!) Ben çoğu kişinin L i sevdiğini duymuştum ama benim favorim Kira! Ryuk'u da sevdim aslında, kendisi yukarıdaki pörtlek gözlü yaratık, elma sever!


  Wiki'den konuyu çaldım buyrun;
Yagami Light, zeki ve derslerinde gayet başarılı bir lise öğrencisidir. Light için bu dünyada en önemli şey adalettir. Haberlere yansıyan cinayetlerden ve insanların yozlaşmasından son derece bıkmıştır. Bir Şinigami olan Ryuk, Şinigami Dünyasında hep aynı şeyleri yapmaktan sıkılmıştır ve eğlenmek için sahip olduğu iki Ölüm Defteri' nden birini dünyaya atar. Bu defteri Light bulur. Defteri açtığında ilk olarak kuralları okur. "Bu deftere ismi yazılan kişi ölür." maddesini görünce bunu bir şaka zanneder. Ama yinede defteri alır. Eve geldiğinde televizyondaki haberlerde bir rehin tutma haberi yayınlanır. Şüphelinin ismi ve yüzü televizyonda açıklanır. Light, tereddüte düşsede "böyle bir şeyin gerçekleşmesinin imkansız olduğu" düşüncesine inandığı için şüphelinin ismini deftere yazar. 40 saniye sonra televizyondan şüphelinin kalp krizi geçirip öldüğünü öğrenince defterin gerçek olduğunu anlar. Light, bu defteri kullanarak dünyaya adaleti sağlamak ve Yeni Dünyanın Tanrısı olmak ister. Suçluların sürekli kalp krizi geçirerek ölmesi, insanlara bu ölümlerin tesadüf olmadığını hissettirmiştir. Halk tarafından Light' a "Kira" (Japonca: Katil) ismi verilir. Bazı insanlar Kira' yı adalet adına yaptıklarından dolayı desteklerken, bazı insanlar ise bunun insanlık dışı olduğu gerekçesiyle Kira' yı desteklemez. Light, insanların kendisini desteklememesine aldırmaz. Ona göre ister iyi ister kötü olsun, karşısına çıkan herkesi yok edecektir.
Sonra, Interpol tarafından bu gizemli ölümler hakkında bir soruşturma başlatılır. Soruşturmaya dedektif "L" de dahil edilir. "L", "Kira"nın Japon vatandaşı olduğunu yaptığı bir test ile anlar. "L", Kira' ya yaptıklarının insanlık dışı olduğunu ve bunun için idam edileceğini söyler. Böylelikle ikisi arasında bir savaş başlar. Kimliği ilk deşifre olan kaybedecektir.
  Fırsat bulduğumda Death Note'u kaldığım yerden izleyeceğim ve asıl memnuniyetlerimi ileteceğim!

  Gelelim canım ciğerim Supernatural'a!!!
  Supernatural'ı TNT'de beşinci dezonundayken yakalamıştım, en güzel sezonuymuş zaten diyorlar, bence deeee :)
  Geçenlerde oda da yemek yerken bir şeyler izleyeyim dedim, baktım halihazırda beni bekleyen dizim yok, açtım Supernatural'ın 1. bölümünü, sonra da tekrar bayıldım kendilerine, Dean'a ve Sam'a :)
  

Arabadan falan anlamam ama bunların ki bir başka :)


  Wiki'den çalıntılar;
  Dizi Dean Winchester ve Sam Winchester kardeşlerin babalarının kayıp olmasından sonra tekrar bir araya gelip Sam'in bıraktığı avcılığa geri dönmesiyle başlar. İki kardeş hayatlarını babaları ile beraber, annelerinin küçükken bir varlığın yakarak öldürmesi sonucu insanları bu gibi varlıklardan korumaya adamışlardır. Fakat avcılık ile uğraşmak istemeyen ve normal bir yaşam sürmek isteyen Sam babası ile tartışarak evi terketmiştir. Yıllarca abisi ve babasından ayrı yaşayan Sam, üniversitede eğitim görmüş, Jessica isminde bir kız ile evlenme aşamasına gelmiştir. Üniversiteden mezun oldukları gece uzun zamandır görmediği abisi Dean, babasının bir kaç haftadır kayıp olduğunu ve yardımına ihtiyacı olduğunu söyler. Sam babasını bulmak için son bir kez abisinin yardımına gider. Babasını arayışları netice vermeyince Dean ona yeniden avcılığa dönmesi için teşvik eder fakat Sam kabul etmez. Aynı gece Sam eve dönünce, nişanlısı Jessica'nın annesi gibi tavana yapıştığını görür. Müdahale etmesine fırsat kalmadan Jessica'nın alevler içinde kalarak ölmesine tanık olur. Bunun üzerine Sam, hem insanları bu gibi yaratıklardan kurtarmak için hem de annesini ve nişanlısını öldüren yaratığı bulup yok etmek için yeniden avcılık yapmaya başlar.
Dizi kardeşlerin insanların gerçekte varolmadığını zannettiği bir çok tür yaratık, hayalet, şeytan vb. varlığın avcılığını yaptıkları ve bu macerala sırasında yaşadıklarını anlatır. Dizide, Dean ve Sam arasındaki özel ilişki ön plandadır. Dean, içki ve kadın düşkünüdür. Fakat, oldukça cesur ve gururludur. Kardeşi Sam'e ona olan bağlılığı etkilenmemizi sağlar. Dean eğlenceli, klasik rock hayranı ve hiç bir şeyden korkmayan biri gibi görünsede onunda korktuğu ama saklamayı tercih ettiği şeyleri vardır ve Sam bu yüzden çok zorlanır. Sam ise merhametli, zeki birisidir. Dizi boyunca iki kardeşin başından geçen duygusal, dramatik, komik ve korku dolu maceraları izleyicileri ekrana bağlar.

  Supernatural'ı her gün her gün izlemiyorum ama muhakkak onu da bitireceğim, hem bir şey farkettim; bunlar sayesinde o kadarda korkak değilim artık!
  

15 Şubat 2012 Çarşamba

Neler Oldu, Neler!!!

  Vay canına, başladığımda her gün bir post girmeye çalıştığım bloğumu bayağı boşlamışım ve bir sürü şey biriktirmişim!!
  Öncelikle; neredeyse 2.term de ikinci haftayı devirdik, dersler soluksuz başladı ve ben geçen dönem yaptığım hataları tekrarlamamak için sürekli tekrar yapmaya çalışıyorum(ne saçma bir cümle bu yahu!). Ama 1 yılda 50 kitap challengeımdan bayağı bir koptum, çünkü sabah dersler, aralarda koşuşturma, tekrar çalış falan derken işin ucu kaçıyor ve elimde kitapla daha iki sayfa okumamışken uyuya kalıyorum :( Lakin bu hafta sonu iki kitap bitirip, yetişmeye çalışacağım diğer kitap kurtlarına! Şu an Ursula Leguin'den Yerdeniz Büyücüsü'nü okumaktayım ve o bitmeden başka hiçbir kitaba el sürmemeye karar verdim.
  Bu arada salı günü çooook büyük bir aptallıkla uyuya kaldım ve o günkü tüm derslerimi kaçırdım! Evet, yaptım! Nasıl becerdin derseniz, o gün dört saat dersim vardı ve hepside öğleden önceydi. Ben saftirikte yaklaşık 12 sularında ancak uyanabildim ve son derse ışınlansam bile(fizikçiden zıvırtılar) yetişemezdim:(
Hırsımdan günün geri kalanında tonluk kitapları sırtımda taşıyıp, çalışma odasında geceyi bitirdim!


Kaçırdığım kimya dersine ekstra zaman harcarken yurtta ki çalışma masamdan bir görüntü.
Görüldüğü üzere parmağını bana doğru sallayan ve "Kır dizini, ders çalış" diyen Einstein; hayatla ilgili çok sevdiğim bir manifestonun çıktısı, ders programım(doğal olarak), Bilkent University kupam, üçünüde farklı amaçlarla kullandığım ajanda-günlüklerim, 1900 bilmem kaçtan kalma(hiç abartmıyorum değil mi?) oda telefonumuz, her yere yapıştırmaktan çok pis zevk aldığım elmalı post it ler(soldakinde Büyü Bilimi yazıyor, o kitabı 1. midtermlerim iyi geçerse kendime ödül olarak alacağım!) çalışma ortamımın klasik birer parçaları...
 Tabi bu iki hafta böyle hüzünlü şeylerle geçmedi elbette; bugün arkadaşlarımla tenis kursuna yazıldık. Yıllardır içimde sakladığım(peeeh) bu dileğim sonunda gerçekleşiyor. İzlemeyi çok ama çok sevdiğim tenisi becerebilecekmiyim çoook merak ediyorum. Endişeye gerek yok ben vs. tenis nasıl geçti anlatmak için sabırsızlanıyorum.
  Ayrıca ayıplamayın ama UNO oyunuyla da bu hafta tanıştım! Çok pis sevdim kendilerini, hatta arkadaşımızın doğum gününde tüm iyi niyetlerimizle bir adet UNO destesi bile aldık :) Kendimizi düşündüğümüzü sanıyorsanız çoook yanıldınız!


Burası da hafta sonu gittiğimiz TABU isminde bir kafe, böyle çok şirin bir yer; pembe masaları, tatlı aydınlatmaları var. Hayalinizdeki verandanıza koymak isteyeceğiniz türden koltukları da cabası...




Çok iyi değiller mi ;)


!UNO TIME!

  Bu arada kısaca derslerden de bahsetmek istiyordum ancak kayda değer şeyler yaşamadık kendileriyle. Yalnız bir tek şey var; Math114 dersime destek olsun diye girdiğim Math101 e sadece 3 saat katlanabildim, bilmem anlatabildim mi?


Bu da akşam üzeri yaptığımız alışverişten bir kare; 'Diyabetik Ürünlerin' önünde çok manidar olmamış mı? :) Ah o Nutellalar, aaaahh..........(engelleyemiyorum kendimi)